Sal
8
HAYATTA TEK BİR GERÇEK VARDIR VE ONDAN VAZGEÇEMEM [ÇELişki!]
08 Nis 2008, 19:17 | Thatanos | henüz yorum yok Son zamanlarda kendimi bir saçmalığın içinde buldum…!
Haps olmusş içinde kendimi yırtıyorum, parçalıyorum kurtulmak için ve sonra bu saçmalığın
hayat olduğunu anlıyorum.
ßiraz daha düşünüyorum sonra saldırıyorum kendime parçalarcasına…
Ah ewt bu kokuyu tanıyorum bu o tatlı kan kokusu akıp giderken damarlarımdan içine
bakıyorum göze ilk çarpan bunalım,yalnızlık,bezginlik ve çelişki…
Kendimi bu monoton dünyada yalnız hissetmek işte acı ve kederin birleşimi bu olsa gerek.
Hemen arkasından bir boşluk ya da tüm duyguların yoğunluğun birleşimi kısaca bunalım diyelim..
ßu öyle bir terim ki aşka benzer tarifesi için kelime kullanamazsın.
Tabi o varsa onun en yakın arkadaşı ağzından hiç düşmez.’OFFFF!!!…!
ßu saçmasalak oyunun ya da düzeneğin parçası olmak tek başına mücadele vermek neden?
Nasıl olsa her yalnız gibi bende kimse olmadan unutulup boşluğa karışacağım…
Ya da şöyle diyeyim bu sorunun cevabını bilseydim bu yazıları yazıyor olmazdım.
Hayat benim için göze güzel süsler gösteren çok basit bir oyun ama diğer oyunlardan
farklarıda var.İlki gerçekçi diye tabir ettiğimiz göz boyama ve diğeri ise hile yapmanın
legal olmasıdır.MAdem bu oyunu oynuyorum ve bu oyunun gerçekleri ile yüzleşiyorum
o zaman ben gerçeğin ta kendisiyim.
ßunalım,yalnızlık,depresyon ve daha fazlası nedir bu oyunda?
İşte cevap sadece hile yapılmış insanların görebildiği ve perde arkasına atılmış gerceklerdir.
Pembe insanlar bunları bilmez ve anlamaz .Ama ben bunlarla yaşamaya yani oynamaya alıştım.
Tabi pembe insanlar buna yaşamak diyorsa…
Hayatımda bir tek ‘keşke’ye yer verdim işte o keşkenin geçtiği metin;
KEŞKE KENDİMİ HER KESİP BİÇTİĞİMDE AKAN KANIMLA BERABER PERDE ARKASI GERÇEKLERDE AKIP GİTSE…’
Ama tam tersi acırken canım,akarken kanım,ağlarken gözyaşlarım,haykırıken sesim daima
bunalımın,yalnızlığın ve bu lanet düzen saçmalığının bir hücresi olacak…
Hayat bir sınav süreci ise sana en basit görünen ama en kazık soruyu söyleyim mi? Aslında cevabıda sorunun kendisinden
farksız … Neden? [Cvp:Çelişki=Ölüm=…]
bazen gidiyorum..
dönüyorum bazen
çözüyorum
koşup koşup devamı »
İşte böyle gideceksin,
Salına salına ardına baka baka,
Kimi bekliyorsunda bakarsın ardında
Demezler mi? adama.
Sen bir gurursuzu sevmedinki güzelim
Ki gelsin ardından,
O asilce sevdi ve asilce gitti
Yaptıgını çekeceğinden kuşkunmu vardıda,
Şimdi elem içinde ağlarsın.
Görünen köy misali,
Var mıydı gerek kılavuza
Şimdi yerli, yersiz ağlama vaktidir,
Çevrene “ne yapacağım” diye sorma vaktidir.
Alacağın cevabı ben söyleyeyim güzelim;
Bilmiyorum diyecekler..
Kimin gücü yeter ki zamanı geri çevirmeye
Öyleyse sen sadece susmayı dene
İlk gittiğin gibi, güçlü sansınlar seni
Bu beni daha mutlu eder
Bir çaresizimi sevmişim? dememem için,
Sen öyle olmasanda ve ben bilsemde,
Sen güçlüymüş gibi yap..
Şimdi hoşçakal deme zamanı,
Amma..
Sen hoşçakalmayı haketmiyorsun;
Sevmenin ve sevilmenin hakkını verebilenindir o..
Sana söylenecek son bir dileğim var;
Bu ömrü, Mecnun misali,
Sevgiye hasret yaşaman dileğimle..
Bağlama ömrünü duygularına
Bu zamanda aşka bağlı kalan kim?
Derinden duymaya çalışma aşkı
Candan sevilmeye layık olan kim?
O büyük sevgiler bir zamanlardı
Leylalar, Mecnunlar, Keremler vardı
Zaman insanların kalbini çaldı
Candan çok sevilmeye layık olan kim?
Başıma taç ettim saçım ağardı
Işıgımsın dedim gönlün karardı
Her umut gönlümde dert olup kaldı
Kaybolan ömrüme layık olan kim?
açtım gönül defterimi
sor bakalım ne diyecek
muhammed’e hatice’yi
sor bakalım ne diyecek
devamı »

Balmısın, şekermisin
Söyle bana sen nesin
Öyle habersiz geldin ki,
Yoksa bana ecel misin?
Ama, o olsan
Bu kadar çektirmessin
Bilemedim ki nasıl bişeysin
Tatlısın ama ürkeksin
Söylesene bana, niye böylesin
Sevgi denince çok sessizsin
Yoksa, sen gecemisin
Yok yok onun kadar usul değilsin
Gümbür gümbür geliyo sesin
Gönlünde çağlayan, senmisin
Yazıyla yazmadınki silesin
Kalbimde sanki bir kalesin
Yüreğim fazla dayanmaz bilesin
Bir yerlerden çıkıpta gelsin
Seni Seviyorum diyen nefesin
Rica etsemde bidaha söylese dilin
Söylemessende ölümü göresin..:)
aşk
ki;
ucundan tutanın açılır bahtı
belki de yer ile yeksân olur tahtı
kapısı çalınmaya
hacet olmadan açılır
o her kitâba
birinci emir yazılır
adın kaos olsun mu senin…?
defterimin sol tarafındaki kırmızı çizgiyi hiç ihlal edemedim ben, biliyor musun..?
hiç aykırı sloganlar düşürmedim, duvarların o tahrik eden düzlüğüne…
karanlıkta sıkmadım yumruklarımı, izbe yerlerde fısıldayarak büyüttüğüm öfkem olmadı benim.
hiç bir karanfilin kızıllığını söndürmedim tenimde.
sana dokunabilirmiyim?
içinde kan dolaşan damarların var mı seninde? sahicimisin sen? dokunabilir miyim sana? ziyan aklımı gülüşünle bozabilirmiyim.?
mevsimleri yalan edelim mi?
ilk günahıma senin adını verebilirmiyim?
ıslak bir ihaneti içinde besleyen yaza inat, kışın ortasında sevişelim mi?
güz ki talanın diğer adıdır sevgili
ben hiç dudak kıvrımlarında saklayamadım adını
adın kaos olsun mu senin?
yakan yağmalayan sersemleten çarpan deviren yağan esen
herşey olsun mu adın?
fikrime çelme takan sürmeli gözlerini çek/me yolumdan
ki talan olsun ömrüm
aşkın bir adı da güz olsun
iki gözüm
güz olsun
hass…. hayat gerçek miş..
ve senin bundan haberin vardı…
ne fena,
ne kötü.
ben yanarken seyrettin değil mi..? tükenirken biterken usulca erirken sadece baktın ha..!
hasss….hayat gerçekmiş..
ah
ne fena
ne kötü
sarmanı beklerken yaralarımı,sen bıçakla girdin koynuma.
adın yalan olsun mu senin? ? ?
bu kadar gerçek çok bana.
ben konuşurken arkanı dönüp çıkamazsın,sözüm henüz bitmedi.
sen hiç kendini ısırdın mı? morarttın mı kollarını? diş izlerinden fal baktınmı? şarkılardan bakamazsın çünkü.çünkü şarkılar külliyen yalan hepsi sahtekar
adın yalan olsun mu senin?
ikindi vakitlerinde intihara gebe bir düş olsun mu adın? ?
kırmızısına gir bir güL’ün ben yine kanarım,ben yine aldanırım
bu kadar gerçek kuşatmışken dörtbir yanımı
ben yine sessiz sedasız açarım sana cümle kapılarımı
masumiyetine sarın bir güL’ün
ben yine gelirim yatağının sıcaklığına…
adın nedir…?
katilimin adını yazmam lazım anlamıyormusun,usüldendir bilmiyormusun..
kanım tükeniyor…
acele et…
Gerçek miymiş hayat hakikaten?
Aşk gerçek miymiş
Adın şüphe olsun mu senin?
Varlık yokluk karmaşasında kıvranan ruhuma çakılan çivi olabilir misin?
Sabitleyebilir misin beni gerçeğin öte kıyısına?
Aşk zayıf yerlerimi kollarken en kısa anlarda çarmıhım omzumda düşüyorum kapına.
Sözüm bitmedi…
Sen akşam güneşi gibi ardına bakarak gidemezsin.
Adın terk-i diyar olana kadar dinlemek zorundasın beni
Susuyorum bir gülün dalı sıyrılıyor sıktığım avuçlarımdan sen gibi. Kan sızıyor bahçeme adın talan olsun mu senin? Goncalarım açmadan soluyor.
Bir bülbül canına kıyar kesin.
Özkıyım az gelir suskunluğa.
Adın sus olsun mu senin?
direnmeden anaforlarında kaybolmalımıyım? bu şehrin sakinleri gibi sakince uysalca ölmelimiyim? nedir esas eziyet sana direnmek mi yoksa vazgeçip direnmekten bütünleşmek mi seninle?
adın girdap olsun mu senin?
bakma böyle sessiz sakin durduğuma korkum senden değil senden var ya en ufak korkum varsa namerdim tek korkum latince saçmalıklar takmaları uyumsuzluğuma anti sosyal davranış bozuklukların dışına taşan isimler uydurmaları
nefret ediyorum latinceden bir küfür gibi geliyor kulağıma
afaroz dağlarının en yüksek rakımına oturup diğer dillere tepeden bakmasını hazmedemiyorum o şerefsiz çocuğunun.
sus/ma…! /ikinci yaratığa/
burada tam burada ‘tamam abi sen haklısın demelisin’ ve usulca kapatmalısın perdeni tüm çirkinliklerin üzerine sana ait olanlarıda dışarıda bırakarak.O salak yaşantını o pespaye o uyduruk aile düzenini korumak adına ve sıkı sıkıya tembihleyerek çocuklarına ‘aman bulaşmayın deli cama taş maş atar’ demelisin
işte tamda burada bilmeden beklediğim istediğim teşhisi yaparak beni deliliğimle başbaşa bırakarak dalmalısın televizyonunun iğrenç dünyasına..
bayım… hey bayım…! /dördüncü yaratığa/
aşk direnmektir,bunu öğrendik bayım varoşlarda bunu kötü öğrendik hemde ne bedeller ödedik tahmin bile edemezsin…
en iyi biz sevişiriz bizi aşka; seviye, kültür, fantazi katma derdin de olan papyonlu piçlerle karıştırma bizim partnerimiz hayatın ta kendisiydi ah ne bedeller ödedik bilemezsin
siz de ödeyeceksiniz bayım../üçüncü yaratığa /
çamurlu ayaklarımızla bilmem kaç metrekarelik salonunuzda kanlarımızla döşediğiniz goblen halılarınızn üstünde dikildiğimizde siz de anlayacaksınız,
saten yastıklara yavşakça ilişen köpeğinize havlamasını öğretmenizi tavsiye ederim bayım…
sizde ödeyeceksiniz… sitelerinizi bastığımızda arsız gülüşlerimizden tanıyacaksınız bizi havuzlarınıza işedikten sonra çalacağız kapınızı,
biz savaşımızı kazanmak üzerine kurgulamadık bunu bilin bunu aklınızın bir köşesine kazıyın çapulcuların kazanacağı ne olabilir ki? ? ?
susma zamanı….
tıp dili latinceden kurtuluncaya kadar…
ya da yıkılan konaklarınızın ateşinde yakana dek cıgaramızı…
adın girdap olsun senin…
ne kadar ucuz ne kadar pespaye aşkların gölgesinde kavruluyoruz,dişlerimizi sıkarak görmezden geliyoruz,susuyoruz,sıra bize geliyor…
posterleri,duvarları boydan boya süsleyen geri zekalı şarkıcı taifelerinin aşkı süslüyor aptal kızların rüyalarını ve ergenliğe yeni adım atmış yeni yetmelerin salyalarla örülü düşlerini….
affet bizi affet aşk…
gecenin ve kalemin hatırına affet…
konserlerde bedenlere atılan,üç beş gün yıkamamakla sınırlı kalacak,bedensel hazlarla desteklenecek o değeri üç kuruş etmez artist güruhunun imzalarıyla kahrolma..
elbet bir gün diyerek..
affet bizi affet aşk..
güL’ün ve gözyaşının hatırına affet…
Birazdan giderim
Başlamış ve bitmiş hikayatlara inat rezil aşkların manzumesinden sıyrılarak yüreğimde sancıyla.
Aşk nasıl olsa birazdan; ben yalan oldum diyecek….
Biliyorum heves bittiğinde ne Ayşe Ali’yi ne de Ali Ayşe’yi herşeyin yerine koyacak.
birazdan delireceğim
ki;
delirmezsem,çıldırmazsam mümkünü yok kurtuluşumun, hem de; yolda kendi kendime konuşmalarımın ötesine geçmeli deliliğim.paranoyak bir kimliği sırtlayıp düşmeliyim caddelere üstümü başımı yırtmalıyım yoksa tepedeki mustatil cinnete nasıl dayanırım..
birazdan düşeceğim kapına; cansız mecalsiz..
bu insanları; ne zaman nasıl delirtmişse o yağmurlar bende bulmalıyım yoksa kendimi vuracağım, yoksa düşeceğim bu şehrin orta yerine, göç yollarını kaybetmiş kuşlar gibi yorgun kanatlarımla..
yoksa aklım ağzında kalacak, yoksa saçların düşecek rüyalarıma yoksa herkesi vuracağım…
ve kimse bilmeyecek aşkın böyle de yaşandığını
gecenin gündüze uzun yolu var
ey gözlerim karanlığa uy nenni
gündüz güzel yarin intirazı var
gece olsun tatlı sözün duy nenni
yanıma gelsede bana “yar” dese
“yarim sensin kollarına sar” dese
“rüya senin ne alırsan kar” dese
sabahadek bak yüzüne doy nenni
düşünceye dalmış aklımdan kurtul
dertli iken uyuyamaz hiç bir kul
ne yap ne et git kendine bir yol bul
ister isen koyunları say nenni
uyumazsan açılmazsın, görmezsin
anlatırlar dinlersinde bilmezsin
yari görüp hatırını sormazsın
işte o gün yazık sana vay nenni
uzun gece tükendi de bitiyor
güneş doğdu bak horozlar ötüyor
bu ne aşkmış derdi gamı bitmiyor
enderin tükenmez zârı oy nenni
ender bıyıklı
sana gelirken
kahırlı ağıtların
kıvılcımında tutuşmuş
şiirlerimi
bedenimin köhnelerinde
sana karışmayı bekleyen
nehirlerimi
özgür görünen
ama sana muhtaç
esirlerimi
yanıma alıyorum
sen öznesine çekerek
sevmek fiilini
cümlelerimi aşkına
biliyorum
sana gelirken
söyleyeceğim
karacaoğlan türkülerimi
yazdığım en ayıp öykülerimi
şehvet tanrısından kalma
bilgilerimi
yanıma alıyorum
adını veriyorum geçtiğim
kentlere
bütün mola yerlerinde
seni özlüyorum
ne zaman
bir yere gitmeye niyetlensem
önce
o şehire seni yolluyorum
sonra
gittiğim bütün şehirlerde
seni arıyorum
yanımdan ayırmadığım
aşkını
azık yerine taşıyorum
sana geliyorum
(marketten kereviz satın alan kadına)
hiç bir filmin jeneriğinde ismin geçmez, hayatın fragmanlarında sevgi ve şehvetle titreyerek sarıldığın hiç bir beden yok.
sahi sen o kerevizleri neden satın alıyorsun ?
şiirlere ağlarsın ama hiç bir imgede teninin kokusu yok.
güzel bir intihar beğen kendine.
perdelerin, yalnızlığın ve küskünlüğün üstüne örtülsün diye mi büyüttün rüyalarını.
şehvetin ve terin ve aralık kalmış dudakların ihanetini gizleyerek küskün bakışlarında hangi masala gidiyorsun.
sahi sen neden kereviz satın alıyorsun.?
hiç bir masal kabul etmez seni, camdan ayakkabılar yalan, duvarlarında şehvet gecelerinin çetelesi tutulan kızkulesi yalan.
güzel bir intihar beğen kendine.
market raflarının indirim etiketlerinin izinde, geniş çaplı operasyonlardan dönmekten bıkmadın mı ?
yorulmadın mı hayattan ? bırak şu lanet olası kerevizi.
yağmur zamanı ağlamak; güçlülerin işi.
şimdi sus.!
hadi güzel bir intihar beğen ikimize.